Aile Hukuku ve Boşanma ile ilgili makaleler

Evlilik Sözleşmesi

Kimse boşanmak için evlenmeyi düşünmese kişilerin önceden mal varlıkları hakkındaki kaygılarının giderilmesi için Medeni Kanunumuzda bazı düzenlemeler yer almaktadır. Aşağıda kısaca bahsedilecek işlemlerde Noterler görevli olup hangi rejimin seçileceği konusunda ise avukatlardan görüş alınması faydalı olacaktır.

Evlenme Durumunda Mal Varlığım Ne Olacak, Eşimden boşanırsam nasıl güvende olurum, Evlilik Sözleşmesi Nedir?

Evlilik öncesi yada sonrasında eşlerin sahip olacağı veya sahipleneceği malların mülkiyeti ve yönetimi, bu malları kullanacak, mallardan yararlanacak ve bu malların gelirinden, ortaya çıkacak sorunların hangi oranından kimin sorumlu olacağı gibi konuların çözüme kavuştuğu olguya Mal Rejimi denilmektedir. Yeni Medeni Kanun’da, bu problemlerin giderilmesi, eşlerin hukuki olarak kafalarındaki soru işaretlerinin giderilmesi için Mal Rejimi sözleşmesi yada diğer adıyla Evlilik Sözleşmesi ile yeni düzenlemeler getirilmiştir.

Evlilik Sözleşmesinin Düzenlendiği Medeni Kanunda Aşağıdaki Seçenekler Tercih Edilebilir

  • Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi
  • Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi
  • Mal Ortaklığı Rejimi
  • Mal Ayrılığı Rejimi
Evlilik Sözleşmesi

Evlilik Sözleşmesi Şartları

  1. Taraflar, yasada belirtilen sınırlar dahilinde istedikleri mal rejimini seçebilir, kaldırabilir ve değiştirebilirler.
  2. Evlilik sözleşmesi, karı koca isteğine göre yasalarla belirlenmiş bir tür Aile Hukuku Sözleşmesidir.
  3. Ayır etme yetisine sahip olanlar (temyiz gücü) tarafından yapılabilir. Küçüklerin yada kısıtlı kişilerin veli yada vasilerinin izinleri gerekmektedir.
  4. Sözleşme yapılıp yapılmayacağı rızaya dayalıdır. Eşlerden biri istemez ise yapılamaz. Her hangi bir sözleşme yapılmaz ise Edinilmiş Mallara Katılma Rejimine tabi olunur. Yani evlilik birliğindeki tüm mallar yarı yarıya paylaşılmaktadır.
  5. Sözleşmenin geçerli olabilmesi için Noter Huzurunda imzalanması gerekmektedir. Şekil şartına tabi olan işlemde tüm belgeler Noter tarafından hazırlanmaktadır. Ek madde konulamaz.

Edinilmiş Mallara Katılma

Taraflar evlilik sonrasındaki tüm mal varlıklarına ve bunlardan elde edilen kira, faiz, kar payı yada malın değerinin artması vs. gibi tüm getirilerine yarı yarıya ortaktırlar. Ayrıca alınan maaşlar, tazminatlar, resmi kurum ödemeleri, şans oyunları kazançları da ortaktır. Yani piyangodan elde edilecek kazançlar da ortak mal sayılmaktadır.

Mal Ayrılığı

Taraflardan her ikisi de kendi sahip oldukları malların idaresinden ve kazançlarından sorunludur. Yani eşler edindikleri ve edinecekleri varlıklardan kendileri diledikleri gibi tasarruf edebilecektir. Diğer eşin bu işlemlerden hak iddia etme imkanı yoktur.

Paylaşmalı Mal Ayrılığı

Eşlerin evlilik birliği içerisinde evliliğin gerektirdiği varlıklar üzerindeki ortaklıktır. Bunun dışındaki kişisel mal varlıkları yine kişilere özgülenmiştir. Özetlemek gerekirse evlilik birliğinin sürdüğü ev, yazları ortak kullanılmak için alınmış yazlık, evliliğin devamını sağlamak için yapılan birikimler, yatırımlar, alınan ev eşyaları ortaktır. Bunun haricinde kişilerin kendi kazançları ile yaptıkları bireysel yatırımlar ortak değildir.

Mal Ortaklığı

Taraflarca belirlenmiş malların dışında kalan varlıklar üzerindeki ortaklığın sağlandığı türdür. 2 Türü vardır;

Genel Mal Ortaklığı

Eşlerin sadece kendilerine özgü kişisel malları, tazminatları vs. hakları dışındaki tüm haklar üzerindeki ortaklıktır.

Sınırlı Mal Ortaklığı

Belirli mallar yada kazançlar üzerindeki tsarruflar üzerindeki ortaklık türüdür. Bu tür de kendi içinde ikiye ayrılır.

Edinilmiş Mal Ortaklığı

Evlilik birliği içerisinde edinilmiş mallar ve bunların gelirlerinden yararlanılan ortaklık türüdür. Kişilerin kazançları da ortaklığa dahildir.

Diğer Mal Ortaklığı

Eşlerin özellikle bazı malları ortaklık dışında tutmasıdır. Örneğin taşınmaz malları yada kişilerin kendi serbest meslekleri yaptıkları kazançlar ve bu işte yararlandıkları mallar ortaklık dışında tutulabilir.

Mal Rejimi yani Evlilik Sözleşmesi Nasıl Sona Erer

Taraflarca başkaca bir rejimin seçilmiş olması, taraflardan birinin ölümü, boşanma davasının açılmış olması durumlarında Mal Rejimi Sona Erer.

Boşanma Davası Açma

Yaşamın devam etmesi için insanlar evlenirler, çocuk sahibi olurlar. Hayatımızın en temel birimi olan Aileyi oluştururlar. Ülkemiz kanunlarına göre evlenmek için bazı prosedürleri tamamlamak gerekmektedir. Tamamlandıktan sonra da artık bir engel kalmamaktadır. Ancak ilerleyen zamanlarda eşler arasından evliliğin devam etmeyeceği düşünüyorsa ve taraflar bu birlikteliği yasal olarak sonlandırmak istiyorlarsa Boşanma Davası Açma işlemlerini de yapmaları gerekmektedir. Öncelikli olarak ayrılmanın en son çare olduğu düşünülmeli be birlikteliğin devamı için gerekenler yapılmalıdır. Yine de bir uzlaşma sağlanamıyorsa artık kanunlardaki sebeplerden birine dayanılarak ve yasal işlemler başlatılarak dava açılmalıdır. Aksi halde yasaların gerektirdiği gibi uygulamalar yapılmazsa boşanma gerçekleşmeyecektir.

Avukat İle Boşanma Davası Açma

Eğer eşlerden biri yada her ikisi de avukat ile çalışmak isterlerse noterden fotoğraflı özel vekaletname çıkarmaları gerekmektedir. Vekaletame verildikten sonra artık tüm işlemler vekaleten yapılacaktır ve tarafların birşey yapmasına gerek yoktur. Ancak Anlaşmalı Boşanmalarda tarafların bir kez hakim huzuruna çıkmaları ve taleplerini bizzat dile getirmeleri gerekmektedir. Daha sonraki işlemler yine vekil tarafından yapılacaktır. Duruşmaların tamamlanması ve kararın verilmesinin ardından gerekirse istinaf, temyiz yada karar kesinleştirme işlemleri de eşler olmadan halledilecektir. Boşanma Davası Açma artık UYAP sistemi üzerinden online olarak da yapılabildiği için avukatlar bürolarında internet üzerinden gerekli harç ve masraflarını ödeyerek işlemleri başlatabilmektedir.

Boşanma Davası Açma

Avukatsız Boşanma Davası Açma

Hukuk profesyonelliği ve savunma mesleği olan avukatlık, davaların açılması ve takibi aşamasında kişilere vekalet etmektedir. Ancak kanunlarımızda avukatsız olarak da kişiler kendi davalarını takip edebilmektedirler. Her ne kadar hukuki bilgiden yoksun olarak boşanmaların sağlanmaması tavsiye edilse de herkesin kendine göre bir sosyo ekonomik durumu olmasından dolayı malesef bu hususa dikkat edilmemektedir. Boşanma Davası Açma da bu konulardan biri olup eğer kişiler vekilleri olmadan kendileri işlerini yapacaksa dilekçe ve duruşma aşamalarını da kendileri takip edeceklerdir. Site içeriğinde bu yönde kısa bilgiler yer almakta olup Hukuk Okur Yazarlığını arttırmak adına bazı temel bilgiler yer almaktadır.

Boşanma Davası Dilekçesi

Ülkemizde Hukuk Davalarının açılabilmesi belirli kurallara tabidir. Bu sebeple bu işlemler için belirli bir bilgi birikimine sahip olmak yada ilerleme araştırma yapmak gerekmektedir. Hak kaybına uğranılmaması için ise avukat ile çalışılması faydalı olacaktır. Avukatsız olarak dava takip edilmek isteniyorsa malesef olası riskler de göze alınmalıdır. Evlililik birliğinin sonlanması için de Boşanma Davası Dilekçesi hazırlanması gerekmektedir. Bu dilekçe hazırlandıktan sonra Aile Mahkemelerine sunulmaktadır. Yazıların içeriği ayrılığın sebeplerini içermelidir. Diğer hususlar ise Hukuk Muhakemeleri Usul Kanununda belirtildiği gibi hazırlanmalıdır. HMK diye adlandırılan bu yasada davanın nasıl görüleceği yer aldığı gibi dilekçeler bölümü de yer almaktadır.

Kanuna Göre Boşanma Davası Dilekçesi Nasıl Olmalı

Öncelikli olarak başlık kısmı Aile Mahkemesine hitaben olmalı. Bu mahkemenin olmadığı yerlerde ise Aile Mahkemesi Sıfatı ile Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Bu sebeple başlık kısmı önemlidir. Devamında ise davacı olan yani davayı açacak olan kişinin bilgileri (Adı, Soyadı, TC Kimlik Numarası, Adresi) yazılmalıdır. Buranın altına Davalı olan, yani eşin bilgileri eklenecekti. Daha sonra davanın konusu, açıklamalar kısmı, deliller, mevzuat ve sonuç kısmı yer alacaktır. Konu bölümünde davanın ne ile ilgili olduğu yazılmalı, varsa tazminat ve nafaka hususları belirtilmelidir. Boşanma Davası Dilekçesi açıklamalar kısmında ise davanın esası ile ilgili hususlar dikkatlice yazılmalıdır. Bu bölüm de önemli olup ileride yazılanların inkarı mümkün değildir. Çoğu şablon dilekçelerde bu husus atlanmakta, olur olmaz herşey yazılmakta, daha sonra cevap dilekçelerinde olayın aksiliği ispatlandığında ise “ben onu demek istemedim” denilmektedir. Bu sebeple özenle hazırlanmasında fayda vardır.

Boşanma Davası Dilekçesi

Boşanma Davası Dilekçesi Sonuç Kısmı

Yukarıda bahsedilen hususlar tamamlandıktan sonra ilgili mevzuat hükümleri ve davanın ispatı ile ilgili kanıtlar detaylıca hazırlanmalıdır. Daha sonra Sonuç kısmına geçilerek mahkemeden ne talep edildiği hususu özetlenmelidir. Bu kısım da oldukça önemli olup hakim taleple bağlı olduğundan istenilenlerin haricinde farklı bir karar vermeyecektir. Bu nedenle maddeler halinde istekler belirtilmelidir. Boşanma Davası Dilekçesi tamamlandıktan sonra gerekli ekler de hazırlanarak iliştirilmelidir. Hazır hale gelen dosya ile dava açmak için tevzi bürolarına yada nöbetçi kalemlerden işlemler yapılmalıdır. Adliyelerin kapasitesine göre dava açma bölümleri farklılık göstermektedir. Kimi yerlerde tevzi büroları var iken bazı yerlerde kalemlerden bu işlemler yapılmaktadır. Harç işlemleri ve gider avansları da veznelerden yada bankalardan halledilmektedir. Bu işlemlerin ardından esas numarası verilerek sonuca varılmış olunmaktadır.

Boşanmada Tazminat Davası

Çiftler arasında belirli bir anlaşmazlık yaşanması sonrasında evliliğin sona erdirilmesi, anlaşmalı yolla ya da çekişmeli yolla gerçekleşebilir. Bu noktada evliliğin sona erdirilmesi için anlaşmalı yola gidileceğinde çiftler tarafından birbirine tazminat ödenmesi konusunda maddi ve manevi tazminat belirlenebilir ve bu net rakam sözleşme içerisinde imza altına alınabilir. Fakat çiftler boşanma sürecinde çekişmeli bir durum içinde bulunduklarında, taraflar maddi ve manevi tazminat konusunda anlaşma sağlayamaz ve genellikle bu durum dava sürecinde de zorlayıcı bir nokta ortaya çıkarır. İşte bu nedenle boşanmada tazminat miktarının belirlenmesi, talep edilmesi ve elde edilmesi için dava sürecinde güçlü bir savunma gerekir.

Boşanma sürecinde tazminat maddi ve manevi olarak ikiye ayrılır. Bu noktada maddi tazminat için evlilik birliğinin sona ermesi ve tazminat ödeyecek tarafın kusurlu olması gerekmektedir. Tazminat talep eden taraf maddi menfaatleri konusunda zarar görmüş olmalı ve hükmedilen taraf ödeme gücüne sahip olmalıdır. Manevi tazminat konusunda ise yine kusur, menfaatte zarar ilişkisi ile kişilik haklarında zararın ortaya çıkması durumu gerekir.

Boşanmada Tazminat

Boşanmada Tazminat İçin Dava Nasıl Açılabilir?

Genellikle boşanma süreci içerisine giren kişiler boşanma davasıyla birlikte boşanmada tazminat konusunda avukatlar ile görüştüklerinde, öncelikli olarak boşanma hikayesinin tam olarak bilinmesi gerekir. Çünkü bazen çiftler boşanma davasının tamamlanması sonrasında dahi ayrı bir dava ile tazminat talep edebilmektedir. Yani hukuki olarak boşanma kararının verilmesinden bir yıl sonrasında dahi yeniden dava açılabilir ve maddi tazminat talep edilebilir. Bu durum manevi tazminat için söz konusu değildir. Fakat bir yıl ardından dava hakkı zaman aşımına uğradığı için maddi tazminat davası açılma hakkı kalmaz. Dava hakkına sahip olan kişilerin bu süreç içerisine girebilmesi için boşanma ve boşanmaya sebep olaylar sonucunda kişilik zedelenmesi ve menfi zararlara uğramış olması gerekir.

Boşanmada Tazminat Nasıl Elde Edilir?

Hukuki süreçte boşanmada tazminat davası süreci ile yargı mercileri üzerinden talep edilir. Dava süreci sonrasında tazminat hakkı kazanıldığında, hukuki olarak avukatlar tarafından karşı taraftan tazminat bedeli olarak talep edilir. Mahkeme kararı gereği ile karşı tarafın belirli bir süre içerisinde tazminat bedelini ödemesi gerekir. Karşı taraf hukuki süreç içerisinde tazminat bedelini ödeme yoluna gitmediğinde, bu konuda yine hukuki yaptırımlar uygulanabilir. Bu süreç ile ilgili yasaların belirlediği bir çerçeve bulunmakta ve taraflar bu çerçeveye uygun şekilde hareket etmek zorundadır. Aksi takdirde haklar konusunda çelişkiler ortaya çıkabilir ve farklı sorunlar yaşanabilir.

İsim Değişikliği Avukatı Çalışma Alanları Nelerdir?

Toplumsal hayatta insanlar arasında çeşitli anlaşmazlıklar ve sorunlar görülebilmektedir. Bununla birlikte kurum ve kuruluşlar arasında ya da bu kuruluşlar ile kişiler arasında da problemler olmaktadır. Bu problemlerin çözümü tarafsız bir şekilde mahkemeler tarafından sağlanmaktadır. Mahkemeler konu ile ilgili belirlenmiş olan kanunları dikkate alarak adaletin yerini bulması için çalışmaktadırlar. Kişiler ise davalı oldukları durumlarda kendilerini savunmak için bir avukat ile anlaşırlar. Bu avukatlar sorunun ya da anlaşmazlığın ne olduğunu tam olarak belirler. Daha sonra konu ile ilgili yapılmış düzenlemeleri içeren kanunlar ışığında davalı kişinin hakkını en iyi şekilde savunur. Bununla birlikte haksızlık durumunda olduğu için dava açmak isteyen kişiler de bu işlemleri avukatlar aracılığıyla yaparlar. Avukatlar kişinin durumunu en iyi şekilde inceledikten sonra ilgili kanun ve yönetmeliklerden yararlanarak kişinin uğradığı haksızlığı gidermeye çalışır. Ülkemizde açılan dava çeşitlerinden biri de isim değişikliği davalarıdır. Çeşitli nedenlerden dolayı isim değişikliği yapmak isteyen kişiler isim değişikliği avukatı aracılığıyla dava açabilirler.

İsim Değişikliği Avukatı

İsim Değişikliği Avukatı Nasıl Çalışır?

İsim ya da diğer adıyla ad insanı tanımlayan bir olgudur. İnsan yaşadığı dünyada kendini bu adı ile tanıtır. Kimi durumlarda kişi üzerinde taşıdığı isimden rahatsızlık duyabilir. Bu gibi durumlar genellikle kişinin adının uygunsuz bir ifade içermesinden dolayı olabilmektedir. Böyle durumlarda kişiler isim değişikliği avukatı yardımı ile isim değişikliği davası açarlar. Ancak ilgili kanuna göre kişinin adının değiştirilebilmesi için mahkemeye geçerli bir neden sunulması gerekmektedir. Yalnızca geçerli sebeplerin olduğu durumlarda mahkemeler isim değişikliklerine onay vermektedir. Ancak ilgili kanunlarda bu bahsi geçen haklı gerekçeler açık bir şekilde belirlenmemiştir. Bu nedenle isim değişikliği davasında taktir hâkime kalmaktadır.

Davada İsim Değişikliği Avukatı ne yapar

Kendince haklı sebepleri olduğu için mahkeme kararıyla adını değiştirmek isteyen insanlar, isim değişikliği avukatı ile anlaşarak mahkemeye başvurmaktadırlar. İsim değiştirme davalarında mahkemelerce geçerli olabilecek bazı gerekçeler vardır. Kişinin adı kişiyi aşağılayan ve küçük düşürebilen ifadeler içeriyor olabilir. Doğumundan sonra nüfus kaydı yapıldığı sırada nüfus memurunun bir dikkatsizliği sonucu ismi yanlış yazılmış olabilir. Kişinin kendi inanç ve düşüncelerine aykırı olan ifadeler içeriyor olabilir. Kimi durumlarda ise kişinin adı daha önce yaşanmış olan bir olumsuzluğu hatırlattığı için kişi adını değiştirmek isteyebilir. Bütün bu nedenler mahkemeler tarafından geçerli bir neden olarak görülebilir. Bu nedenin gerekçelerinin en iyi şekilde yansıtılma görevi ise avukatlara düşmektedir.

Aile Avukatı Ne İş Yapar?

Hukuk, insan hayatında karşılaşılabilecek her durumla ilgili belirli bir çerçeveye sahiptir ve yargı yolunun işlenmesi için kanunlar ortaya çıkarmıştır. Bu kanunlar kendi içerisinde belirli kısımlara ayrılmak ile birlikte Türk Medeni Kanun kapsamında aileler içindeki problemlerin çözülmesi ve kişiler arasındaki ailevi sorunların ortadan kaldırılması için aile hukuku kavramı ortaya çıkmaktadır. Bu gibi bir konuda boşanma ya da aile içi şiddet gibi konularda dava sürecine gitmek istiyorsanız, aile hukuku konusunda bir avukat ile çalışmanız gerekir. Bu noktada hizmet aldığınız kişi aile avukatı olacaktır. Avukatlar, aile hukuku konusunda dava sürecinin işlenmesi, aile içerisinde şiddetin önlenmesi, kadınların, çocukların ve yaşlıların hukuki danışmanlık alması gibi birçok noktada hizmet sunmaktadır.

Aile hukuku temel olarak Türkiye’de bir proje olarak planlanmış daha sonrasında askıya alınmış bir durumda bulunduğundan dolayı Türk Medeni Hukuku çerçevesinde ki maddeler halen aile hukuku çerçevesinde de kullanılmaktadır. Bu nedenle aldığınız avukatlık hizmetlerinde evlilik, nişanlanma, boşanma, velayet, nafaka, soybağı ve miras gibi birçok farklı konu ile ilgili hukuki hizmet yürütülebilir.

Aile Avukatı Nasıl Seçilmelidir?

Avukatlıkta resmi olarak uzmanlık olmamakla birlikte avukatlar kendi aralarında bazı alanlarda uzmanlaşmaktadırlar. Bu yüzden aile avukatı hizmeti almak istediğinizde, nasıl bir seçim yapmanıza dair gereken noktaları öğrenebilirsiniz. Bu noktada avukatlık hizmeti verecek olan kişi, aile kurumunun önemi iyi bir şekilde bilmeli ve aile yaşamın sıkıntılarını anlayacak nitelikte bilgi sahibi olmalıdır. Hukuki olarak tecrübe sahibi olmalı ve deneyimlerini iyi bir şekilde dava sürecine aktarılmalıdır. Başarılı bir avukat olarak dava meselelerinde ve davayı tarafınıza yönelik olarak sonuçlandırma konusunda başarılı bir konumda bulunmalıdır. Dava sürecinde yaşanabilecek hukuki olumsuzluklara ve şiddet gibi eylemlere karşı gereken tüm önlemleri alarak çocuk ve kadınların korunması konusuna dikkat etmelidir. Tüm bu noktaların yanında hukuka bağlı bir şekilde sorun çözen bir şekilde hareket etmelidir.

Aile Avukatı Neden Gereklidir?

Normal koşullarda her avukat aile içerisindeki sorunların çözülmesi için boşanma, velayet, nafaka ve tazminat gibi konularda hizmet verebilir. Fakat aile hukuku çerçevesinde görülecek davalar ile ilgili özel olarak aile avukatı üzerinden hizmet almak daha mantıklı bir yaklaşımdır. Çünkü bu konuda hizmet veren avukatlar toplumun çekirdeğini oluşturan ailenin korunması, sorunların çözülmesi ve her zaman dava sonucu ile boşanmaya gitmektense daha çözücü bir yaklaşımın elde edilmesini sağlarlar. Aile toplumu var eden kurum olduğu için avukatlar tarafsız bir şekilde yaklaşım sergilemeli ve dava sürecinde ise sadece müvekkilinin tarafında bulunmalıdır.

Nafaka Davası Açma

Boşanmalar her ne kadar istenmese de bazen eşlerin ruh sağlığı için önem arz etmektedir. Keza çocuklu ailelerde ise yine çocukların gelişimi için de gerek duyulmaktadır. Zira her şeye rağmen düzelmeyen evlilik müessesesinin artık devam etmeyeceği öngörülmüşse artık çocukların sorunlu bir ortamda yetişmesi de çocuklar üzerinde olumsuz bir etki yaratmaktadır. Hal böyle olunca da çocukların velayetinin belirlenmesi oldukça zor olmaktadır. Bazen velayet belirlense de nafaka ödememek için eşler birbirleri ile mücadele etmektedir. Halbuki kanundan kaynaklı olarak çalışmayan ve muhtaç olan eşe durumu iyi olan eşe nafaka davası açma hakkında sahiptir. Eşler birbirlerine nafaka ödeyecekleri gibi çocukların velayeti kimdeyse diğer eşten bu yönde destek alacaktır. Eğer çocukların eğitimi devam ediyorsa ve genel eğitiminin yanı sıra özel eğitim yada bakıma muhtaçsa eşler çocuğun bu ihtiyaçlarını karşılamak zorundadırlar.

Nafaka Davası Açma

Boşanma İle Birlikte Nafaka Davası Açma

Eşler artık geçinemeyeceklerini anlaşmışlarsa ve evlilik birlikteliklerini sonlandırmak istiyorlarsa karşılıklı müzakerelerle bir nevi sözleşme ile kurulan bu yaşantıyı bitirme yoluna girerler. Her iki taraf da kendi istek ve taleplerini dile getirerek bir an önce son bulmasını ister. Ancak karşılıklı menfaatler çakıştığı durumlarda anlaşma sağlanamaz ve karı – koca olan kişiler artık birbirlerinde dava yolu ile haklarını alma çabası içerisine girerler. Nafaka davası açma da bu girişimlerden biridir. Ancak başlangıçta boşanma davası ile birlikte nafaka talep ediliyorsa boşanma ile birlikte de nafaka talebinde bulunulabilir. Bu sebeple ekstradan bir dava açılmasına da gerek yoktur. Ancak boşanma davası sonunda nafak talep edilmemişse ve bu haktan feragat edilmemişse daha sonra tekrar kişilerin dav açma hakları bulunmaktadır.

Hangi Eş Nafaka Davası Açma Hakkına Sahiptir

Taraflardan biri çalışıyor ve mevcut bir eşi varsa ve diğer tarafın da herhangi bir iş ve geliri yoksa nafaka talep etme hakkı bulunmaktadır. Bunun yanı sıra çocuğun velayetini alan kişinin de ayrıca Nafaka Davası Açma hakkı bulunmaktadır. Hatta ve hata reşit olan ve on sekiz yaşını dolduran kız çocukları dahi eğitim öğretiminin devamı halinde nafaka talebinde bulunabilmektedirler. Örneğin ayrıldıktan sonra çocuğun bakımını üstlenen anne çocuk için feragat etmemekle birlikte nafaka istemez ise çocuk okula başladığında bu eğitim için babadan talepte bulunabilir. Zira yine reşit olan çocuk da üniversite eğitimine başlarsa anne ve babasının maddi durumuna göre onlardan eğitimine destekte bulunmalarını isteme hakkına sahiptir. Özetle aile içerisinde hangi taraf desteğe ve yardıma muhtaç ise diğerlerinden isteme hakkına sahiptir.

Aldatma Nedeniyle Boşanma

Aldatma Nedeniyle Boşanma için açılan davanın kazanılması için aldatma konusunun açık bir şekilde ispat edilmesi gerekmektedir. İspat edilemeyen dav reddedilir. Bu sebeple davanın yeteri kadar delille desteklenerek açılması faydalı olacaktır.

Aldatma Nedeniyle Boşanma

Aldatma nedeniyle boşanma ile ilgili karar paylaşmak gerekirse

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI (Başka Kadınla Yaşayan Erkek/Boşanmayı Talep Etmek İçin Kusursuz ya da Az Kusurlu Olmaya Gerek Olmadığı – Boşanmayı Elde Etmek İsteyen Kişinin Evlilik Birliğini Temelinden Sarsmış Kişi Olabileceği/Fazla Kusurlu Tarafın Dahi Dava Hakkı Bulunduğu)

  • KUSURLU EŞİN AÇMIŞ OLDUĞU DAVA (Dava Hakkı Bulunduğu/Ancak Boşanmaya Karar Verilebilmesi için Davalının Az da Olsa Kusurunun Varlığı ve Bulunmasının Kaçınılmaz Olduğu – Eldeki Davada Tamamen Davacının Tutum ve Davranışlarından Kaynaklanmış Bir Durum Bulunduğu/Davalıya Atfı Mümkün Bir Kusurun Bulunmadığı)
  • DAVALININ HİÇBİR KUSURU BULUNMADIĞI (Kusurlu Eşin Dava Açma Hakkı Bulunsa Dahi Boşanmaya Karar Verilebilmesi için Davalının Az da Olsa Kusurunun Varlığı ve Bulunmasının Kaçınılmaz Olduğu – Eldeki Davada Tamamen Davacının Tutum ve Davranışlarından Kaynaklanmış Bir Durum Bulunduğu/Davanın Reddi Kararı Gereği)
  • BAŞKA KADINLA ALDATMA (Evlilik Birliğinin Devamını Beklenmeyecek Derecede Temelinden Sarsan Davacının Boşanma Davası Açma Hakkı Bulunduğu – Ancak Boşanmaya Karar Verilebilmesi için Davalının Az da Olsa Kusurunun Varlığının Belirlenmesinin Kaçınılmaz Olduğu/Eldeki Davada Davalının Kusuru Bulunmadığı)
  • EŞİN KUSURU (Eldeki Davada Davalı Eşe Atfı Mümkün Hiçbir Kusurun Gerçekleşmediği – Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeniyle Boşanma Davası)

4721/m.166

ÖZET : Dava, başka kadınla yaşayan erkek nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığından boşanma talebine ilişkindir.Boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.Eldeki davada, evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir.Bu durumda açıklanan sebeple isteğin reddi gerekir.

KARAR : 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 Sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 Sayılı Kanun’un kanun yollarına dair hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.

Mahkemece, 2.12.2014 tarihinde verilen hüküm, taraflarca yasal sürede temyiz edilmiş, ne var ki, ilk incelemede davacı erkeğin temyiz itirazının incelenmesi gözden kaçmış, davalı kadının temyiz itirazlarına hasren inceleme yapılmış, bu yapılan incelemede de davacı erkeğin ön incelemeden önce 26.3.2014 tarihinde bildirdiği tanık listesi, ikinci tanık listesi kabul edilmiştir. Dairemizce ilk incelemede davacı erkeğin temyiz itirazları incelenmediğinden ve 26.3.2014 tarihinde bildirdiği tanık listesi süresinde olduğundan, davacı erkeğin karar düzeltme isteğinin kabulüne, Dairemizin 6.10.2015 tarih 2013/3339 esas, 2015/17506 karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

Aldatma Nedeniyle Boşanma ile ilgili açılan davada her iki taraf da davayı temyiz etmiştir.

Her iki tarafın temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Eşinin başka kadınla aldatan davacı erkek evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tamamen kusurludur.

Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde “evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği” hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise, Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK m. 166/2).

Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan sebeple isteğin reddi gerekirken, yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

SONUÇ : Davacı erkeğin karar düzeltme talebinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440/1-4. maddeleri gereğince kabulüne, Dairemizin 6.10.2015 tarih 2013/3339 esas. 2015/17506 karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, her iki tarafın temyizine hasren yapılan incelemeye göre hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı kadının diğer, davacı erkeğin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar düzeltme harcının istenmesi halinde yatırana iadesine, 03.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Aldatma Nedeniyle Boşanma ile ilgili dava açılacak ise mağdur olmamak için Avukat ile davanın takibi faydalı olacaktır.

Boşanma Kararının Kesinleşmesi ve Temyiz

Bu yazımızda boşanma kararını kesinleşmesi ve temyiz konusu incelenecektir. Öncelikle belirtmemiz gerekir ki kesinleşme için yerel mahkeme kararını temyiz edilmemesi, temyiz edilse bile kararın onanarak gelmesi gerekmektedir. Bu sebeple Boşanma ve ferleri diyebileceğimiz tazminat gibi unsurlar da boşanma kararı kesinleşmedikçe icraya konu edilemezler.

Boşanma Kararının Kesinleşmesi

Boşanma Kararının Kesinleşmesi demek kararın uygulanabilir hale gelmesi demektir. Karar kesinleşmediği sürece eşler kanunen halen evli sayılırlar. Bu sebeple karar ilgili Nüfus Müdürlüğüne gönderilmez, sehven gönderilse bile dikkate alınmaz. Kesinleşme için tarafların temyizden feragatleri, yani temyiz yoluna başvurmadıklarını açık bir şekilde mahkemeye bildirmeleri gerekmektedir. Eğer bu bildirim yapılmaz ise Gerekçeli Karar tarafları yada avukatlarına tebliğ edilir ve tebliğden itibaren 15 gün içinde temyiz edilmez ise karar kesinleşir.

Boşanma Kararının Temyizi

Boşanma Kararı temyiz edilirse kesinleşmez ve dosyanın temyizden dönmesi beklenir. Eğer karar temyizden ONAMA ile dönmüşse karar kesinleşir. Eğer karar BOZULMUŞ ise yeniden yargılama yapılır ve aynı süreç tekrar işlemeye başlar.

Boşanma Kararı Kesinleşmeden İcra Takibi

Eğer Boşanma kararı kesinleşmez ve temyiz edilirse bu davadan kaynaklanan maddi alacaklar için icra takibi başlatılamaz, başlatılsa bile takip iptal edilir. Ayrıca bu alacaklara faiz de kesinleşme tarihinden itibaren işletilir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Alacaklı vekili tarafından 25.01.2016 tarihinde başlatılan ilamlı takipte, borçlu vekilinin icra mahkemesine başvurusunda, takibe konu ilamın kesinleşmeden takip konusu yapılamayacağını ileri sürerek takibin iptalini istediği, mahkemece; boşanmaya dair ilamların kesinleşmeden takibe konulamayacağı gerekçesiyle takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.

HUMK’nun 443/4. (HMK’nun 367/2.) maddesi gereğince aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemez. Ayrıca, boşanma kararının “eklentisi” olan tazminatlar da aynı kurala tabi olup, icra takibine konu edilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi gerekir. Bir başka anlatımla boşanma hükmü kesinleşmiş ise eklentilerin (Yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminat vs.) infaz edilmesi için eklentiler yönünden kararın kesinleşmesi gerekmez.

Somut olayda; … 1. Aile Mahkemesi’nin 2014/252 E. ve 2014/381 K. sayılı ilamın Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2014/21971 E. – 2015/8020 K. sayılı ilamı ile davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi yönünden kısmen bozulduğu, buna dair tazminat davasının … 1. Aile Mahkemesi’nin 2015/394 E. – 2015/581 K. sayılı ilamı ile karara bağlandığı ve bu ilama dayalı olarak şikayete konu takibin başlatıldığı anlaşılmaktadır. Tarafların boşanmalarına dair hükmün ise 25.06.2015 tarihinde kesinleştiği yönünde alacaklı vekili tarafından temyiz dilekçesine kesinleşme şerhi mahkeme kararının eklendiği görülmüştür.

O halde, mahkemece, şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarıda yazılı sebeplerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Boşanma Kararının Kesinleşmesi ve Temyiz hakkında yazılan yazı eski kanun ile alakalı olup Bölge Adliye Mahkemelerinin açılmasıyla kararların ilk olarak temyiz değil İstinaf edilmektedir. Yazı Mülgadır

Boşanma Nedeniyle Manevi Tazminat

Tazminat talep edebilmek için Tazminat talep eden kişini boşanma davasında kusurlu olmaması gerekmekte yada diğer eşe göre kusurunun daha az olması gerekmektedir. Bu sebeple kusurlu olan eş manevi tazminat talep edemez.

Boşanma Nedeniyle Manevi Tazminat talep edebilmek için aşağıdaki hususların değerlendirilmesi gerekmektedir.

  • Boşanma davası ile birlikte açılması gerekmektedir.
  • Tazminat isteyen eşinin boşanmada kusursuz yada diğere eşe nispeten daha az kusurlu olması gerekmektedir.
  • Boşanma sonrası tazminat isteyen eşin manevi olarak yıkıma uğraması
  • Açık bir şekilde davada Manevi Tazminat talep edilmesi
  • Tarafların beşeri ve maddi durumuna göre tazminat tutarı belirlenmeli

Dava İle Beraber Boşanma Nedeniyle Manevi Tazminat Talebi

Her davada olduğu gibi bu davanın da belirli bir şekli ve süresi bulunmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki Boşanma Nedeniyle Manevi Tazminat Boşanma Davası ile birlikte talep edilmelidir. Boşanma Nedeniyle Maddi Tazminat davadan bir yıl sonra istense de bu kural bu husus manevi tazminatta geçerli değildir. Bu sebeple tazminat Boşanma davası dilekçesi ile talep edilir. Bu husus dikkate alınmadan boşanma kesinleşmiş ise daha sonradan manevi tazminat davası açılamamaktadır.

Boşanma Nedeniyle Manevi Tazminat da Eşlerin Kusur Durumu

Manevi Tazminat talep eden eşin kusursuz yada daha az kusurlu olması gerekmektedir. Kusurlu olan kişinin manevi tazminat hak etmesi hukuka aykırı olduğu gibi hayatın olağan akışına da aykırılık teşkil edecektir. Örneğin eşini sürekli darp eden ve ona hakaretler eden eş kusurlu olduğu için boşanmada haksız olan kişidir. Eşinin bu davranışlarından dolayı manevi olarak zarar gören eş kusurlu olmadığı için Manevi Tazminat talebinde bulunabilecektir. Yine eşini sürekli aşağılayan, küçük gören ve başkalarının yanında rencide eden kişi de kusurlu olduğu için ve bu davranışları boşanmayı gerektirecek geçerli nedenler olduğu için Boşanma Nedeniyle Manevi Tazminat istenebilir. Kısacası evlililik birliği içindeki eşlerin birbirlerine olan davranışları kanunda yada yerleşik içtihatlarda boşanma nedeni sayılıyor ise eşlerden biri bu sebeplerden dolayı dava açarak boşanma talep edebilir. Ayrıca boşanmaya neden olan bu davranışlar eşlerden biri üzerinde manevi olarak bir yıkıma neden olduysa zarara uğrayan eş Manevi Tazminat talebinde bulunabilir. Örneğin Eşlerden birinin sürekli olarak alkol alması ve alkolün verdiği sarhoşluk ile eşine ve çocuklarına kötü davranması boşanma nedeni olup aynı zamanda eşlere manevi olarak da zarar veren bir durumdur.

Tarafların Ekonomik Durumlarına Göre Boşanma Nedeniyle Manevi Tazminat

Tazminat belirlenirken kişilerin sosyo ekonomik durumları da göz önünde bulundurulmaktadır. Sıradan bir hayatı olan kişi ile tanınmış bir kişinin manevi zararları farklılık gösterebileceği gibi tazminat istenen kişinin de sosyo ekonomin durumu da önemlidir. Düşük bir ücret ile çalışan ve mal varlığı bulunmayan bir kişi aleyhine takdir edilecek tutar ile yüksek ücret ile çalışan ve hatırı sayılır bir mal varlığı olan kişiler aleyhine taktir edilecek tutarlar farklıdır. Boşanma Nedeniyle Manevi Tazminat davası ile Boşanma ile birlikte açılması zaruri olup dava dilekçesinde açık bir şekilde tutar belirtilmelidir. Bu davalar Aile Mahkemelerinde açılmalıdır. Kişiler kendileri dava açabileceği gibi avukat ile de davalar takip edilebilir.